| Halı ve Yan Sanayinin Buluştuğu Nokta |

Konunun önemi : El dokuması yaygılarda hammadde, konunun en can alıcı noktasıdır. Çok dayanaklı bir dekorasyon unsuru olan el dokuması yaygı, yüzyıllar boyu mekanları süsler. Hammaddedeki zafiyet, kullanımından birkaç yüzyıl sonra kendini göstermeye başlar. İyi malzeme kullanılan halılar zaman içinde daha da parlayarak güzelliklerine güzellik katarlar. Kötü malzemeli yaygılar zaman içinde matlaşır, tüyleri dökülerek kelleşir; süratle çirkinleşerek sahibini hayal kırıklığına uğratır.
El dokuma yaygılar, Yörük kökenli olduklarından, bunlarda kullanılan malzeme hayvansal kökenli malzemelerdir. Zamanla, ipek, pamuk, sentetik malzemeler de konunun içine girmiştir. Bu çeşitlilik içinde, el dokuması yaygılarda kullanılan malzemeler basitçe üç grupta toplanabilir :
1. Hayvansal kökenli malzemeler,
2. Bitkisel kökenli malzemeler,
3. Sentetik malzemeler,
Malzeme tasarımında her üç tür malzemenin de tasarlanan ürün türüne uyumlu olması
gerekir. Ancak, günümüzde üreticinin yeterince bilinçli olmaması, tasarladığı ürün için malzeme seçiminde yanlışlıklara yol açmakta, bu da ülke halıcılığına büyük zararlar vermektedir.
Üretici sebep-sonuç ilişkisini danışacağı bir kurumdan yoksundur. Malzeme alaşımı yaparken, hangi alaşımın ne gibi sonuçlar verdiğini ancak deneme yanılma sistemi ile görmektedir. Bu da büyük çapta kaynak israfına yol açmaktadır.
SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ :
Üretici, tasarladığı yaygı türüne uyumlu hammaddeye nerede, nasıl ulaşacak, hammadde alaşımı için ne gibi seçenekleri olacaktır. Öncelikle bu konuda servis verebilecek bir danışma noktasının eksikliği kendini hissettirmektedir.
Dünyada her konuda olduğu gibi el dokuması yaygılarda da ekonomik savaş bütün hızı ile devam etmektedir. Artık her ulus, kendi ürünlerini günün şartlarına uydurarak dünya ticaretinde daha büyük pay sahibi olmaya çalışmaktadır. Böyle bir ortamda üreticinin ürününe cazip ve çeşitlilik katabilmesi için, süratle gerekli bilgilere ulaşması, gerekli yönlendirme desteğine kavuşması hayati önem taşımaktadır.
Üretici, tasarımını önceden uzmanlarla tartışabilmeli, hangi alaşımı dünyada nereden getirebileceğini, kiminle iş tutabileceğini, maliyeti nasıl düşürebileceğini, kaliteyi nasıl tutturabileceğini önceden görebilmeli, uzmanlar bu konularda yol gösterebilmeli, seçenekler sunmalı, üreticiyi aydınlatmalıdır. Sorun, bu desteğin hangi kuruluş tarafından, nasıl, hangi fiyatla verileceğindedir. Bu işlevi de Halıcılık Vakfı yüklenebilir. Hükümet bu konuda Vakfa üniversiteler, ticari ataşelikler, eleman, teçhizat ve standart oluşturmada uzman desteği verebilir. Böyle bir destek yurdumuza yüz milyonlarca dolar döviz girdisi sağlayabilir.
Şimdi, olayı daha da detaylandırarak inceleyelim :
A) Hammadde olayında personeller ilgili sorunlar ve çözüm önerileri : El dokuması
yaygı üretimi için gerekli hammadde seçimi tasarlanan ürünün niteliği ile yakından ilgilidir. Tasarlanan ürün ise piyasanın talepleri yönünde olmalıdır. Dolayısı ile tasarım tamamen bir grup çalışması sorunudur. Öncelikle piyasa eğilimlerini yakından takip eden tüccarların bu eğilimleri üreticilere aktarması için bir standardın oluşturulması şarttır. Talebi öğrenen üreticinin, ürün tasarımı için danışacağı, yönlendirme alacağı, ivme alacağı bir kuruluş olmalıdır. Üreticinin hammadde talebine göre üretimi yönlendirecek hayvancılıkla ilgili birliklerle temas edecek, talebi yani yapağı üreticilerine veya ithalatçılara geçecek bir aktarma organının önemi burada ortaya çıkıyor. Görüldüğü gibi tüm bu zincirin halkalarını teşkil eden insanların koordineli ve bilinçli çalışması büyük önem taşımaktadır. Bu kişiler şu anda mevcut, zincirde var. Ancak, olaylar tesadüflere tezahür ediyor. Olay bilinçli ve düzenli yapılmıyor. Bunun birtakım esaslara bağlanması, bu kişiler arasındaki iletişimin süratli ve sıhhatli gerçekleşmesi için pek de öyle önemli bir yatırım gerekmemektedir. Bunlar arasında düzenlenecek sempozyumlarla, sohbet toplantıları ile konu büyük çapta toparlanabilir. Ancak, tüm bu kesimleri bir araya toplayacak bir kuruluşun iş tarifinde, bu kuruluşlara ve birimlere davetiye çıkarmak olmalı, yani işin sahibi belirlenmelidir. Kanımızca da bu Halıcılık Vakfı olmalıdır.
B) Hammadde olayı ile ilgili adres sorunu ve çözüm önerileri : Girişimci, tasarladığı
üretim için gerekli yönlendirmeyi almış, inançla ve şevkle işine koyulmak istiyor. İşe yeni başlayan bir üreticinin ise, işi zor. Hammadde temini için deneme yanılmadan başka seçeneği yok. Zincirin halkalarında sıhhatli bir iletişim olmadığından tasarladığı ürünün, dünyada hangi ürünlerle rekabet edeceğini bilmiyor, ayrıca bu işi de değil. Tüccar başka, üretici başka, herkes kendi derdinde. Üretici el yordamı ile çevresinden hammaddeyi temin edecek, malını üretecek, tüccar beğenirse alacak, o da “pantolon uyduramadık, gömlek verelim” zihniyeti ile malı satmaya çalışacak. Tüm bu aksaklıkları önlemek için bir merkezin üreticiye bilgi desteği, yönlendirme vermesi şart. Bu merkezde ne yapılacak, bunu da netleştirelim.
1. Türkiye’de, hammadde üretimi yapan yörelerin ürün örnekleri, evsafları, fiyatları
toparlanıp sebep-sonuç ilişkileri yönünden irdelenmeli, üreticiye yurt içi üretimle ilgili seçenekler, şeffaf bir şekilde adresleri ile birlikte verilmelidir.
2. Tasarlanan ürünle uyumlu hammadde üretimi yapan dünyada çeşitli ülkeler ve
bunların Türkiye’deki ithalatçıları hakkında bilgiler üreticiye evsaf ve fiyat yönü ile aktarılmalıdır.
3. Müracaat eden üreticiye, tasarımı ile ilgili hammaddeyi temin edeceği adresleri,
hem yurt içi hem yurt dışı olarak vermenin yanı sıra danıştığı kuruluşun, konuyu toparlayan belirli standartta yönlendirici raporu da verilmelidir. Bu rapor, tasarlanan tasarımı anlatmalı, sorunları vurgulamalı, çözüm önerileri sıralamalı. Çözümler içersinden önerdiği çözümü vurgulamalıdır.
C) Hammadde ile ilgili slogan sorunu ve çözüm önerileri : Türk halısının evsafını
belirleyen hammadde son zamanlara kadar yurdumuzdaki mevcut kaynaklardan temin edilmekte idi. Yeni yeni, Yeni Zelanda yünü, Çin ipeği halıcılığımıza girmektedir. Ancak, henüz üreticilerimiz bu yabancı kökenli hammaddelerle en iyi evsafta nasıl bir alaşımın iyi neticeler vereceğini bilmemektedirler. Bu da dene-yanıl metodu ile uzun vadede öğrenilecek. Ancak, kaynak israfı devam edecek. Bunun tekstil mühendisliği bilgileri ile çözümlenmesi, belirli standartların belirli alaşım formülü ile günün, piyasanın şartlarına getirilip, piyasalarımıza slogan olarak aktarılması pek de zor bir iş değildir. Halı ihracatçıları ile üreticilerin yapacakları tekstil mühendislerinin gözetimindeki birkaç toplantı ile bu slogan sorununu çözmek mümkündür. Sloganın olmadığı yerde üretimi sıhhatli bir şekilde patlatmak mümkün değildir.
D)
Hammadde ile ilgili stok sorunları ve çözüm önerileri :
Orta cesamette bir üretim
planlayan kişinin 50 ile 200 ton hammadde stoklaması gerekmektedir. Üretimin kalite yönü ile tutturulması için bu şarttır. Burada üretici büyük mali sorunlarla karşılaşmaktadır. Banka faizlerinin % 150 olduğu bir ülkede bunca parayı böyle bir stoğa bağlayan üretici aptal durumuna düşmektedir. Hükümetimiz desteğini bu konuda göstermeli, üreticilere kapasitelerine göre hammadde stoklamaları için ucuz kredi vermelidir.
Üretimin çeşitlendirilmesi ve piyasa ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için stok
programlarının makro açıdan ele alınması şarttır. Yaklaşık bir tahminle 10 milyon vatandaşımızı ekonomik açıdan ilgilendiren el dokuması yaygı olayı, aynı zamanda önemli bir kültür hazinemizi oluşturmaktadır. Bu kadar önem verip, üzerinde titrediğimiz konuya dünya ölçülerinde bakarsak, komik bir durum ortaya çıkmaktadır. Maalesef dünya el halıcılığındaki yerimiz hala %3 civarındadır. Üretim, makro düzeyde planlanmazsa bunu yukarı da çekmek mümkün gözükmemektedir. Üretimi artırmak için hammadde sorununa belirli esaslar, üreticiye bilinçli ve bol seçenekler sunmak esastır. Hammaddeye ulaşılacak kaynaklar net, standartları da bir düzene kavuşturulursa, kısa zamanda halıcılığımızın çehresi değişecektir. Bu konu “A” dan “Z”ye pazarlama tıkanıklıklarını da kendiliğinden çözecektir.
E)
Hammadde konusunda parasal sorunlar ve çözüm önerileri :
Orta çapta bir
üretimin, bir kalite standardı tutturabilmesi amacıyla gerekli stok için, üreticinin ne gibi maliyetleri göze alması gerektiğini daha önce belirtmiştik. Açık sübvansiyonların verilmediği günümüz şartlarında, sübvansiyonların bu gibi noktalara yönelmesi şarttır. Diğer yandan hedef, üretimin maliyetini düşürmek, üretimi yaygınlaştırmak ve çeşitlemek, kalitesini standartlaştırmak olduğuna göre, hammadde ithalatına bazı kolaylıklar getirerek de mali açıdan üretime destek verilebilir. Olayı, daha da geniş ölçekli ele alarak birtakım çözüm önerileri de getirebiliriz.
Hammadde üretimi yapan besicileri yönlendirerek, teşvik ederek, gerekli
hammaddenin bol ve kaliteli üretimi sağlanabilir. Buraya verilecek destekle, dünya pazarları için gerekli hammadde, fiyat ve kalite yönü ile tutturulabilir. Bu aşamada döviz kazandırıcı bir niteliğe bürünebilir. Bu şartlar sağlanırsa ithalata da gerek kalmaz.
Tüm bu olayların çözümü için gerekli kalite, çeşidin standardının tespiti şarttır. Bu standartlar belli olunca, süratle durum tespiti yapılmalı, yurtiçi üretiminin ne ölçüde gerekli talebe ihtiyaç verdiği gözden geçirilmeli, gerekiyorsa hammadde üreticileri teşvik edilmeli, bu arada ithal ikamesinin yolları aranmalıdır.
F) Hammadde konusunda fiyat ile ilgili sorunlar ve çözüm önerileri :
Halıcılıkta kullanılan hammadde, çekilip, boyanıp kullanıma hazır hale geldiğinde yöre pazarlarında alım satıma konu olan fiyatın yaklaşık ¼’ü oranında maliyet içerir.
Gerisi işçilik ve kârdır. Yani köylü ipini boyanmış olarak hazır alsa bile bu malzemeyle yapmış olduğu işçilik dolayısı ile 4 kat katma değer yaratabilmektedir. Bu normal kalitede, normal işçilikte bir halı için söz konusudur. Kullanılan ipin kalitesinde yapılacak bazı değişikliklerle pazar fiyatında %50’ye varan artışlar elde etmek mümkündür. Konuyu bir örnekle vurgularsak;
Milas’ta normal piyasa ipi ile dokunmuş bir halının yöre pazarında peşin alış fiyatı
1 milyon liradır. Aynı işçilik kalitesi, ancak üstün evsafta ve desende dokunmuş aynı büyüklükteki başka bir halı da 1,5 milyon liraya alıcı bulabilir. Bu iki halı kıyaslandığında, normal olan halıda ip maliyeti girdisi 250 bin liradır. Üstün özellikli ipte ise bu maliyetin, diğerinin 2 katı olduğunu, yani 500 bin lira olduğunu varsayalım (realite bu oranın aşağısındadır.) 250 bin liralık iple işçilik yapılıyor ve 750 bin lira gelir elde ediliyor. Diğer yandan 500 bin liralık iple aynı işçilik ancak farklı desen ve renk tasarımı ile 1 milyon liralık bir gelir elde ediliyor. Yani gelir %33 oranında artabiliyor. İşte mevzuumuz bu. Kabaca matematiğe döktüğümüz bu tablo, alınacak önlemlerle daha da cazip hale getirilebilir. Bu hammadde girdiği ve yaratılan katma değerin oranı işin bu püf noktasıdır.
Girdi maliyetlerini düşürebilmek için gerekli olan önlemler şöyle özetlenebilir :
1. Yurt içinde gerekli hammadde üretiminin talep standardında olması ve kafi
üretimin mevcut şartlarda yapılacak düzenlemelerle maliyetinin düşürülmesi, maliyet düşürülmüyorsa bu aşamada sübvanse edilmesi sağlanabilir. Günümüzde devlet ihracatı açıkça sübvanse edemediğinden sübvanseyi hangi aşamada yapacağının arayışı içindedir. İşte, konu bu açıdan da önem arz etmektedir.
2. İthalat imkanlarının gözden geçirilmesi doğru malzemenin uygun fiyatla ithalatı da
girdi maliyetlerinin düşmesine yardımcı olacaktır. Bu konuda da gümrük indirimleri vs. şeklinde hükümetimiz konuya yardımcı olabilir.
