Halı ve Yan Sanayinin Buluştuğu Nokta
İçerikler
Kilim Nedir?

 

 

Yatay, dikey ya da gelişmiş dikey tezgahlarda dokunur. Desenler dokumada kolaylık sağladığı için genellikle geometriktir. Desenlerin bulunduğu belirli alanlarda renkli bir atkı, çözgülerin alt ve üstünden geçerek bir başka rengin sınırına kadar gider ve buradan geri döner. Böylece aynı renkteki atkılar, kendi desen alanlarındaki çözgülerin arasından geçerek bir motif oluşturur. İplikler bu esnada biraz bol bırakılır, son olarak kirkit denen aletle sıkıştırılır. Düğümler gizlenir.







Kilimlerde kullanılan teknikler, renkler ve motifler yörelere göre farklılık gösterir. Bir kilim iki ayrı teknikle de dokunabilir.Teknik ve motif benzerlikleri olduğundan, bir kilimin gerçek yaşını öğrenmek zordur. Ancak kullanıldığı iplikten ve renklerinden (1880 yıllarında sentetik boyalar Türkiye’ye girmiştir) aşağı yukarı bir tarih saptanır.

 


Dokunduğu yere (Emirdağ,Karasu vb.), aşirete (yörük, avşar vb.), motife (ibrikli, bindallı vb.), veya aileye göre isimlendirilir.

 


Her geçen gün talep artmaktadır. Evimizin her köşesini süsler. Püsküllerinden tutup silkelenmemesi gerekir. Yıpranmış olsalar bile, işin ehli kimselerce tamirleri mümkündür. Yırtılma, sökülme gibi sorunlarda sakın kiliminizi ziyan etmeyin.

Halılarımızın yanında kıymetsiz gibi görünen kilimler için bazı tezler ortaya atılmıştır; bunlardan biri de, Türk-İslam kültürüne bağlı bir obje olmaktan çok, desen ve motifleri ile eski çağlardan kalan bir dili konuştuğudur.


Bir diğer tez ise; kilimlerdeki egzotik renk armonisi, güçlü geometrik anlatıma sahip basitleştirilmiş desen zenginliği, yaratıcılık düzeyi çok yüksek soyut resim sanatına yakın artistik yönü ile ayrı bir kategoride olduğudur.

Bilinen bir gerçek, daha önceleri pek önemsenmeyen, nem ve rutubetten korunmak için, camilerde halıların altlarına konan kilimlerin, bugün halılardan çok rağbet edildiğidir.

 

Kilim Dokuma Teknikleri

Kilim dokumada kullanılan çok çeşitli tezgah ve dokuma teknikleri, farklı amaçlar için kullanılmaktadır; Bu farklı amaçlar iki ayrı grupta toplanabilir. İlk grup basit dokuma tekniğidir. Bir kilimde desen oluştururken iplik tekrar tekrar renklerden geçirilir.

İplikler, çözgü adı da verilen dikey ipliklerin altından geçirilerek motif ve desenler oluşturulur. Daha sonra yatay iplik (atkı) aynı yerden, yani renkli motifin köşesinden geçirilir. Bu uygulama bir motif bitinceye kadar devam eder. Diğer motifin bittiği yerden bir sonraki motifin yapılmasına başlanır. Asla iki ayrı ip rengi bir birine bağlanmaz. Bu işlem sonunda iki ipliğin arasında kesik şeklinde bir görünüm oluşur. Her renk bloğu başarıyla dokunarak kilim tamamlanır. Böyle dokunmuş kilim ışığa tuttuğunuzda çok rahat bir şekilde iki desen arasındaki kesiklerin buluştuğunu, ama birleşmediğini görürsünüz. İkinci grup sarma ve işleme tekniğinin uygulandığı dokumaları içerir.

Üçüncü bir iplik, dikey ve yatay iplikleri sararak, amaca göre farklı biçimlerde kullanılır (Cicim, Zili veya Sumak) ve motif oluşturulur. Cicim motifleri genellikle aralarında organik bir bağ olmaksızın serpilir. Zili kilimlerinin yüzey dokumasında, dizayn iplikleri ve düşey çizgiler bulunur, bu da Zili kilimlerinin ayırt edici özelliğidir. Sumak’ta yüzey tamamen dizayn iplikleriyle kaplanır. Bütün bu teknikler istenirse tek bir dokumada bir araya getirilebilir. Bu dört çeşidin de kendi alt grupları olup, farklı teknikleri vardır.

Kilim dokumada kullanılan 2 temel düğüm vardır. Bunların birincisi, çift dikiş denen Türk dikişidir, sıkı dokunmuş uzun dayanan ve sağlam halılar bu dikiş yöntemiyle yapılır. Diğer dikiş ise tek dikiş olarak bilinir; Pers dikişi veya Sennah dikişi olarak da adlandırılır.

Türk düğümü, iki ipliğin diğer bir iplikle çevrelenmesi yöntemiyle yapılır. Pers düğümü ise tek atkının sıkı, diğerinin gevşek sarıldığı bir yöntemdir. Gevşek kalan uç, atkı ipliklerinin içinden çekilir, diğer gevşek uç ise çift atkı ipliğinin dışına gider. Dokumada kullanılan ipler, bitkilerden (pamuk, keten), hayvanlardan (yün, tiftik, ipek), metallerden (altın, gümüş) ve diğer materyallerden (naylon, perlon) elde edilir. Bu iplerin boyanması 2 şekilde olur:

Doğal ve sentetik boyama yöntemleri vardır. Doğal boyamada ceviz kabuğu ve yaprağı, çay, soğan, yabani erik, siyah meşe palamudu, saman, turşu ve peynir suyu, yakılmış bitki külleri, pas, boyama özelliği olan çamur ve toprak, ayva ve yaprağı, patlıcan kabuğu, domates ve asma yaprağı, yumurta boyası (kök boya) gibi maddeler kullanılır. Katalizör olarak da tuz ve şaptan yararlanılır. Yünün kalitesi hava şartlarına, koyunun yetişme şartlarına ve kırpılma zamanına göre değişir. Kuru ve sıcak yerlerde yetişen koyunların yünü kurumuş ve narin oluyor ve kolay bozuluyor. Bu ortamlardaki koyunların yünleri kısa ve cansız görünür. Kaliteli yün, sulak, soğuk ve yüksek yerlerde iyi beslenen, sağlıklı koyunlardan elde edilir. Soğukta yetiştirilen koyunlar, soğuktan korunmak zorunda oldukları için postları daha çok gelişir ve vücutları daha yağlı olur. Bu yağ daha sonra lanolin denen bir maddeye dönüşür ve yün liflerine girer bu sayede yün 10 cm. gibi bir uzunluğa kavuşur. Elde edilen yün, ipeğe benzer ve esnektir. Yüksek yerlerde yaşayan koyunlardan, ilkbahar mevsiminde kırpılarak elde edilen yün, en kalitelisidir. Yün, kirmen adı verilen ilkel aletlerde, tekerleklerin dönmesiyle iplik haline getirilir. El örgüsünde yün lifi, örme işlemi boyunca orijinal uzunluğunda kalır. (Örme işleminden önce 7 cm. uzunluğundaki bir yün lifi, örme işleminden sonra da aynı boyda olacaktır.) Endüstriyel örgü makinelerinde de yün lifi işlenebilir, ama bu işlem sırasında bazı yün lifleri zarar görür. Zarar gören lifler birbirine yapıştırılsa bile sonuç olarak yün gücünü kaybedecektir ve bu yünle dokunan kilimin de ömrü kısalacaktır.

Kilim ve parça halı dokumada pamuk hem atkı hem de çözgü ipliklerinde kullanılır. Pamuk lif, yün ile karşılaştırıldığında daha az elastiktir, ama daha dayanıklıdır. Yün dokumaya göre daha sıkı dikişler pamukta kullanılabilir. Yün liflere sıkı dikişler uygulandığında lifler bozulabilir, ama pamuk lifler sıkı dikişlere daha dayanıklıdır. Yoğun dikiş kullanılan yün lifli halıların atkı ipliklerinde genelde pamuk çözgü ipliği kullanılır, örneğin; Hereke, Ladik ve Kayseri Bünyan halıları bu yöntemle elde edilir.

Orta Doğu köylüleri ve göçebeleri birçok farklı dokuma tekniği kullanarak göz alıcı tekstil sanatını yaratırlar.

YAYGIN KULLANILAN DOKUMA METODLARI

Parça Tapestry Bu teknik genellikle yün parça halılarda ve asılan kilimlerde kullanılır. Parça tapestry, çantalarda ve resimli tapestry’lerde kullanılır.

Atkı yüzlü dokumalar (çözgüsü tamamen sarılmış), dikey damarlı şekilde oluşturulur. Çözgü iplikleri dokuma tezgahına takılan uzunlamasına ipliklerdir, atkı iplikleri bu çözgü ipliklerine geçirilir.

Tapestry dokumasında atkı iplikleri devamlı değildir. Sanatçı, renkli atkıları arkalı önlü bir şekilde desenlerden geçirir. Tapestry yönteminde, renklerin birleştiği noktalarda, desen eğer dikey ise küçük bir kesik oluşur. Diğer tapestry yöntemlerinde atkılar aynen tekrarlanır ve birbirine geçirilir, bu uygulama kesik oluşumunu engellemek de başarılı olsa da bu yöntemlerin de kendi dezavantajları mevcuttur. Tapestry yöntemi en düzgün dokumayı sağlar.

Dokumacılar, desenlerde dikey çizgilerden kaçındıkları için dizayn çapraz ve yatay desenlerden oluşur. İyi bir sonuç için, çapraz desenler kesiştirilmelidir. Kilimlerin dizaynları genellikle yapısal nedenler göz önünde bulundurularak yapıldığı için, iyi dokunmuş kilimlerde aynı karakteristik dizaynı görmek mümkündür.

Tapestry tekniğindeki atkı iplikleri her zaman yatay değildir, eğri ve kavisli de yapılabilir. Mısırlı dokumacılar, Anadolu, İran ve Kafkasya’dakiler gibi hayvan, insan ve bitki motiflerini kullanırlar, ama dizaynlarında mutlaka geometrik kurallara bağlı kalmazlar.

CİCİM - ZİLİ(SİLİ) - SUMAK

Cicim ve Zililer dokuma ayrıntıları olan kilim çeşitleridir. Cicim ve zililer yüz ve tersleri ayrı dokumalardır. Yüzde meydana getirilecek desenin motifleri düz dokuyu yapan atkı ve çözgü iplik sisteminin yanı sıra renkli ikinci bir atkı ipliğinin (kırma) çözgülerin arasından önden arkaya geçirilmesi ile yapılır. Ön bölümde ipler dağınık ve karışık, tersinde ise düzenli bir kompozisyon oluşturur.

Cicim, yalnız kendi tekniğiyle dokunduğu gibi, cicim-kilim, cicim-zili, cicim-sumak veya bunların birkaçından oluşmuş kuşaklar halinde dokunabilir. Bazen cicim dokumanın arasına zili veya sumak teknikleri ile de süsleme katılabilir.

Cicimle aynı teknik özelliklere sahip zililer, desenlerinin yüzeyde hiç boşluk bırakılmadan dokunmuş olması ile cicimlerden ayrılır. Zililer, ıstar adı verilen dikey tezgahta ters tarafı yüzde olmak üzere dokunur. Tekniği; cicime göre daha kolaydır. Düz zili, çapraz zili, seyrek zili, damalı zili ve konturlu zili gibi çeşitleri vardır.

Sumak, cicim ve ziliye benzer ancak, desenleri atkıların çözgülere sarılması ile oluşturulmuştur. Çözgü ve atkı dışında deseni oluşturan renkli ipleri vardır. Dokuma tersinde düzgün ve kabarık, düzgün yüzünde ise desen yapılan renkli ipler dağınık ve kesiktir. Desenler, sarma usulü yapıldığından dıştan bakıldığında örme gibi görünür. Sumak; Doğu ve Batı Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülürken Orta Anadolu’da çuval gibi dokumalarda kullanılır ve kuşaklar halinde dokunur. Düz sumak, atkısız düz sumak, balık sırtı, ters sumak gibi çeşitleri görülür.

Dünya Kültüründe Kilim

Kilim, bilinen en eski dokuma türlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yapılan araştırmalar, insanların döşeme, örtü ve yaygı gereksinimlerini karşılama amacıyla, yün ipliklerini birbirinin arasından bir alt, bir üst geçirerek ilk olarak kilim yaptıklarını, daha sonra bu ipliklerin arasına yün iplikleri düğümleyerek halıyı oluşturdukları görüşünü güçlendiriyor.

Selçuklular döneminde çok gelişmiş olan dokumacılığın en yaygın türlerinden birinin de kilim olduğu sanılmaktadır. Dokumalar dış etkenlerden kolay çürüdükleri için, bu el sanatı ürünlerinin en eski örneklerine ilişkin çok az bulgu vardır. Anadolu kilim sanatının ele geçebilen ilk örnekleri XVI. yy.’a aittir.

Geleneksel Türk el sanatlarından olan kilim, enine ve dikey, iki ya da daha çok iplik grubunun değişik şekilleri birbiri arasından geçmesiyle ortaya çıkan bir dokuma sanatıdır. Hiç bir mekanik işlem olmaksızın tamamıyla insan emeği ile örülür.

Tarihçesine baktığımızda; Türk yörüklerinin yanlız kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kilim dokuduklarını görüyoruz. Eski çağlardan beri, Orta Asya, İran, Anadolu ve Kafkasya’da hayvancılıkla yaşayan göçebe aşiretlerin yapıp kullandıkları bu dokuma günümüzde de devam etmektedir. Bu ülkelerin dışında Avrupa’da, Balkan ve İskandinav ülkelerinde Kuzey Amerika’da navajo adı verilen Kızılderili aşiretlerinde ve Güney Amerika’da Peru halkı arasında, dokunuş ve desen yönünden aynı tarz dokumalara rastlamak mümkündür.

Yörükler geçimlerini koyun yetiştiriciliği ile sağladıklarından, kilimlerin hammaddesi koyun yünü veya keçi kılıdır. Boyaları ise doğal kök boyalardır. Göçebe yörükler bu yaptıkları dokumaları bazen heybe olarak, bazen de beşik örtüsü veya çuval olarak değişik ihtiyaçlarına cevap vermek için kullanmışlardır. Ancak; bilinen o ki, Türk kilimleri gerek desen gerekse renk canlılığı ve çeşitliliği ile dünyaca meşhurdur. Çin’e veya İran’a ait bir kilime baktığımızda genelinde tekdüzelik hakimdir; adeta hepsi birbirine benzer.

Kilim Anadolu’nun hemen her yöresinde dokunmuş ve dokunmaktadır. Anadolu’da yaşamış etnik gruplar ve kültürler nedeniyle bu kilimlerin desenleri birbirinden çok farklıdır. Kilim, köylerde ve göçebe aşiretlerde genellikle kadınlar tarafından istar denilen ilkel ve kolay taşınabilir tezgahlarda dokunur. Bu tezgahlar dik veya eğik olarak yerleştirilir. Atış ve argaç denen dikey ve yatay iplik atkıların meydana getirdiği ana kasnak üzerinde, motiften motife geçilerek dokunan kilimlerde, gerek atkı, gerek çözgü telleri hep yündendir. Kök boyalarla boyanan iplikler zamanla solmama ve hatta daha hoş bir parlaklık kazanma özelliğine de sahiptirler.

Eski bir sanat ürünü olması, kilimin değerini arttırıyor ve dekoratif özelliği ile evlerimizi süslüyor.

Orta Asya Kilimleri: Irak’ın yanısıra Afganistan, Hindistan ve Pakistan gibi diğer ülkeler de ihracat için el dokuma kilimleri üretmektedir. Hem Pakistan hem de Hindistan oldukça modern kilim ve tekstil endüstrisi geliştirmişken Afganistan’ın kilim ihraç endüstrisi oldukça kısıtlı kalmıştır.

Hindistan: Kilim dokumacılığı Hindistan’da İran’da olduğu kadar eski bir gelenek değildir. Kilim dokumacılığı Hindistan’a 16. yüzyılda İran İmparatorluğu tarafında tanıtılmıştır. 1526-1530 yılları arasında İran kilim dokuma endüstrisi gelişmeye başlamıştı. 15. yüzyıl sonunda İran’daki Mongol hakimiyeti sona erdiğinde Hindistan kilim dokuması konusunda bir hayli ilerlemişti. 1501 yılında İran yönetimi Hindistan’da dokumacılık için profesyonel atölyeler açmış ve bu konuda uzman kişileri denetleyeci olarak atamıştır.

Sonuç olarak neredeyse tüm Hint tasarımları ünlü İran tasarımlarının birer imitasyonudur. Bu kilimleri birbirinden ayırın tek özellik yünün ve dokumanın farklı nitelileridir.
15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Hindistanda üretilmiş kilimlerin çoğu nerdeyse İran dokumaclığı kadar iyidi ancak 17. yüzyılın sonunda bu sanat hemen hemen sona erdi. Dokuma endüstrisi 1800li yıllardan İngilizler tarafından yeniden kuruldu ancak bu tarihten sonra üretilen halılar eskisi gibi olamadı.

Hint kilimlerinde kullanılan yünün İran halılarında kullanılandan daha kalındı. Ayrıca Hint kilimlerini sertliklerinden ötürü katlamak çok daha zordur.
Yine de güzel görünümleri ile zeminlerinizi süsleyip uzun seneler yıpranmayan kilimledir.

Pakistan: Hindistan’daki gibi Pakistan’ın kilim endüstrisi de İran İmparatorluğu’ndan etkilenmiştir. İran yönetiminin 16. ve 17. yüzyıllarda Pakistan’a kilim üretim olanakları getirmesiyle dokumacılık bu bölgede de önemli ölçüde gelişmiştir.
Pakistan’ın bugünkü stil ve desenleri ya İran, ya Türk ya da Buhara tasarımlarını örnek alır niteliktedir. Buhara kilimleri oldukça yumuşak ve parlak bir yün yapısına sahiptir. Bu kilimlere olağanüstü bir yumuşaklık kazandırmak amacıyla saf koyun yünü kullanılmaktadır. Bu tasarımlarda sadece 2 ya da 4 renk kullanıır ve bu renkler de genellikle yeşil, mavi ya da kırmızının tonlarından oluşmaktadır. İran kilimlerine benzer olan çeşitleri ise hem kalite bakımından hem de fiyat açısından yüksektir.
Bugün Pakistan dünya çapındaki en büyük 4. halı üreticisidir.

Afganistan: Afganistan’ın halı endüstrisi, ülkenin politik sorunlarla karşılaşmasından önce olduğu kadar iyi değildir. Günümüzde ülkede bir çok kilim üretiliyor olmasına karşın ihracat oldukça azdır. Bu nedenle Afganistan halılarını diğer dünya ülkelerine Pakistan ve İran aracılığıyla pazarlamaktadır.
Afgan kilimleri genellikle Buhara kilimlerine ve Türkiye’de üretilenlerle doğu Türkmenistan kilimlerine benzemektedir. Afgan kilimlerinde kullanılan renkler heyecan verici ve kilimin tarzına özel renklerdir. Çeçen kabileleri gibi Afgan göçebeleri günümüzde halen kilim üretmektedir ancak bunlar çok az miktarda olduklarından ötürü oldukça nadir ve zor bulunurlar.
Umuyoruz ki bu politik kaos içerisinde Afganistan kilimleri sonsuza dek yol olmaz.

Avrupa Kilimleri: Avrupa’daki kilim dokuma sanatının kökeni belirsiz olmaklaberaber bazı Avrupa ülkelerinin neredeyse 1000 yıl evvel düz dokumalar ve duvar halıları üretmiş olduğu bilinmektedir. Kanıtlar göstermektedir ki doğu kilimleri ilk olarak M.S 1000 yılı sonrasında ithal edilmiştir. Bu da pile-knotting tekniğinin hemen taklit edilmesiyse eğer daha önceden biliniyor olduğu anlamına gelmektedir.

Şile halıların Avrupa’da yayılması 11. ve 13. yüzyıllarda sürmüş Haçlı Seferleri, Marco Polo’nun (1254-1324) seyehatleri ve Venedik’teki elçilikler sayesinde gerçekleşmiştir. Ayrıca Portekiz’in 14. yüzyılda başlamış olan koloni genişlemesi da etkenlerden biriolarak kabul edilir.
Avrupa pile halılarından kalan en eski parça Harz Dağı bölgesindeki Quedlinburg’daki Schlosskirche’de korunmaktadır. Bu kilim tek pile düğüm ile dokunmuş olup bu özelliği ile İspanyol halılarına benzemektedir ancak yapılan araştırmalarda bu kilimin İspanyol dokumacılığı ile bir bağlantısı bulunamıştır.

1255 yılında Castilelı Eleanor İngiltereli Edward I ile evlendiğinde yanında bir çok İspanyol kilimi getirmiştir.
İngiltere’nin büyük bir bölümünde17. yüzyıl başlarına kadar saraylarda ve büyük evlerde bile hasır ve samanlar zemin kaplaması olarak kullanılmaktaydı. Britanya zaman içerisinde zenginleştikçe tüm bu saman ve hasır kilimlerin yerini pile kilimler aldı.
Eski Avrupa tablolarında betimlenmiş tüm zemin kaplamaları doğu kilimlerine benzemektedir. Bu da çok şaşırtıcı bir durum değildir çünkü Avrupalılar bu sanatı kendileri öğrenmeden çok önce İran halıları ihtal etmekteydiler.

Bir çokları Venedik’in 15. yüzyılda Asya’dan kilimler ithal ettiğine ve Avrupalıların özellikle doğu kilimlerini tercih ettiklerine inanmaktadır. 17. yüzyıl sonlarında iran ve Türk halıları Avrupa’nın en fazla değer gören halılarıydı. Krallar diğer politik liderlere müttefik olmak için ipek İran halıları armağan etmketeydiler.

18. yüzyılın ortalarından 19. yüzyıla kadar Avrupalı neredeyse her ülke kendi kilim dokuma sanatına başlamıştı. En iyi üreticiler İspanya, Fransa, Polonya, İtalya, İngiltere, Almanya, Avusturya, Hollanda ve Romanya’ydı.

Günümüzde Avrupa el dokuma kilimleri sanayinin işçilik maaliyeleri ile yarışmaması nedeniyle oldukça nadir üretilmektedir. Bunun yerine Belçika gibi kimi Avrupa ülkeleri özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında önemli makina dokuma halı sanayileri geliştirmişlerdir.

Kaynak:
Güran Erbek
Kültür Bakanlığı Yayınları

Bu haber toplam 2480 defa okundu.
Halı Nedir? · Makine Halısı · El Halısı · Çocuk Halısı · Çim Halı · Antika Halı · Yün Halı · Cami Halısı · Deri Halı · Otel Halısı · Banyo Halısı · Sisal Halı · Paspas · Halı Desenleri · Duvardan Duvara Halı · Halı Firmaları · Kilim Nedir? · Shaggy Halı · Carpet · Halı Dokuma · Halı’nın Tarihçesi · Halı Alırken · Halı Yerleştirmek · Halı ve Çevre · Halı için Dekorasyon Önerileri · Saray Halı · Merinos Halı · Royal Halı · Hali Ipligi · Kasmir Halı · Step Halı · Koyunlu Halı
» Hakkımızda   » Destekleyenler   » Yasal Uyarı   » Gizlilik   » Iletisim | Copyright © 2008 CARPETRIUM
Sitemizdeki yazı, resim ve içeriklerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.